Özgeçmiş;

Okuma hevesim, düşsel bir ağrıdır bende. Derdime çare olacak kitaplardır beni benden alan. Okurken kitapları şekil, biçim, ün ve şöhretleriyle ayırt ederek değil. Yarama merhem olacak mı diye bakarım. Bu ister bir klasik olsun ister popülizmin kurbanı bir kitap ya da adı sanı duyulmamış tozlu raflardan sıyrılamamış bir eser, fark etmez. Ve fark etmedi de...
Katacağı bir değer olduğunu düşündüğüm için okurum. Kabından taşmak için. Ve her okuduğum kitap da başkalaştım. Değiştim, irkildim, kendime geldim.
Esrikliğiyle hoş bir seda bıraktı bende her kitap. Kimi zaman ağlaştım kimi zaman kurtuldum, öldüm, dirildim.
Vuslat için “Oku!” emrine ram oldum.
Okudukça yazmayı düşledim, yazmak…
İnsan bence gönülle yazar. Yazmak ne kadar zor bir iştir bilir misiniz? İnsanlar okumayı sevebilir ya yazmayı... Yazmak öylece sevilir mi?
Sevilir elbet o da sevilir…
Yalnız yazdığından mutlu olacak birileri varsa sevilir. Ben de yazmayı işte bu gönül akidelerine borçluyum. Nasıl okurken bir şeyi ya da birilerini seviyorsak veyahut ihtiyaç duyuyorsak, yazmak da bu minval üzeredir.
Kelimelerin bir kalbi ısıtacağına inanıyorsa eğer insan, yazmayı seçer. Ben de yazmaya bir yürek dolu dert ve sevgiyle başladım.
Müptelası olduğum bir gönle “Derdim olur musun?” diyerek.
Ve tarihle sarmaladım,
Gönlümü, usuma kattım. Değerlerimizi, benliğimizi yaşatmak istedim!
Türk milletinin sancılarını yaşamış abide şahsiyetleri edebiyat ve tarihle harmanlayarak gençliğin damarlarında kaynaması için yazdım!
Ve yazmak bazen sancılıdır. Yazmak için taşmak gerekir. Taşmak için de bazen saatlerce okuyorum. Okuyorum, okuyorum, okuyorum... Okurken yazacağım eser hususunda yararlı olacağını düşündüğüm kaynak olması ayrıca önem arz ediyor. Ve artık noktalarımız bir yerde bağdaşıyor, kelimeler çözülüyor.
Bazen öyle günler oluyor ki bir damla dahi taşmıyor. Çıkmazlarda kalıyorum. Bekliyorum ve bir an, bir seziş çare oluveriyor. Ben buna İlahi bir seziş diyorum. Yazılacak olanı yazdıran var çünkü.





















Tarihin derinliklerinde, 2000 yıl önce yaşanan bir olay...
Türk'ün kutlandığı, Ötüken'in aydınlandığı gün...
Aydınlık Karanlığa Karşı...
Ata Oğla...
İliklerinize kadar hissedeceğiniz bu serüvene hazır mısınız...
Türklerin Atası Oğuz Kağan'ın inanılmaz hayatı...
Oğuz KAĞAN,
Bir ER mi?
Bir KAĞAN mı?
Bir YALAVAÇ ( UYARICI ) mı?
Tüm bunların gizemiyle bir tarihi roman.
ATAM OĞUZ
Kitaba ulaşmak isterenseniz...
Bağlantıyı,

Hep hüzün hep keder
Yok!
Allah'tan başka sevgiye değer
#ramazanateş #şiir #söz #yazı #kitap #edebiyat












 Memluk Devleti Sultan Aybars / Baybars, çok zor bir coğrafyada, çok çetin rakiplere rağmen tahta oturdu. Türk ve İslam tarihinin en şanlı kahramanlarındandı.
Aynicâlût Savaşı’nda Moğolları tarihte ilk defa o mağlub etti, ayrıca Ortadoğu’daki Haçlı nüfuzunu kırdı. İslamiyet'in bir dönüm noktasında Müslümanları büyük bir beladan kurtardı.

KİTABA

ULAŞMAK İÇİN


Sessizlik
en tiz çığlıktır
duymayı bilene


Gurbet, gurbet, yine gurbet
Vuslat nerede
Beni kim nereden bilecek
#ramazanateş



 Burdur Valiliği, Burdur Belediye Başkanlığı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğü himayelerinde gerçekleştirilen Şiir Yarışması'nın ödülleri, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Konferans ve Sergi Salonu'nda düzenlenen 'Şiir Gecesi'nde sahiplerine verildi.
"Şiir Gecesi"nde dereceye giren ve mansiyon almaya hak kazananlar, yarışmaya katıldıkları şiirlerini okudular. Yarışmacılara ödüllerini verenlerde okudukları şiirlerle geceyi renklendirdiler. Gecede program Mehmet Şafak Türkel'in yönetmenliğini yaptığı 'Bodrum Rüyası' adlı kısa film gösterimiyle başladı. Gazetemizin sahibi Adnan Taraşlı, etkinliğe katkıları için Yönetmen Türkel'e gösterimin ardından teşekkür belgesi verdi. Şafak Türkel kendi yazdığı 'Ölüm zor ama' şiirini okudu.
Burdur Valiliği, Burdur Belediye Başkanlığı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğü himayelerinde gerçekleştirilen Şiir Yarışması'nın ödülleri, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Konferans ve Sergi Salonu'nda düzenlenen 'Şiir Gecesi'nde sahiplerine verildi.
"Şiir Gecesi"nde dereceye giren ve mansiyon almaya hak kazananlar, yarışmaya katıldıkları şiirlerini okudular. Yarışmacılara ödüllerini verenlerde okudukları şiirlerle geceyi renklendirdiler.
'Sen Yokken' adlı şiiriyle ödül almaya hak kazanan Ramazan Ateş, Burdur Ticaret Borsası özel ödülünü, Borsa Başkanı Yılmaz Başar'dan aldı.
İşte o şiir:
Sen Yokken... 

Sen yokken
Şarkın garbına ağlardım
Ütopyaların gizli ayrıntılarında saklıydın
Çilekeş yalnızlıklarım, cefaydı omuzlarıma
Dönüp kendi kendime ağlardım
Sen yokken
Susmuştu yıldızlar
Sönük sönük bakardı gözlerime
Adını bilmezdi Züleyhalar
Mahkûm Yusuflarına ağlar
Karanlıkta, aydınlığa kör bakanlar
Dirilerinden utanır, uzun saçlar
Sen yokken
Kör süzgeçlerden kısık sesler yükselir
Anılmazlıklar kıyı köşelerde, izbelerde
Damlalar kururdu çöllerde
Bad-ı saba esmez oldu seherde
Sen yokken
Yağmur yüklü bulutların
Mercan kayalıklarında saklı saltanatı
Uğramaz yara, ağyara
Ekin başlarında saklı
Sen yokken
Cılız gibi görünen yeşilciklerin
Baharı zorlayan nadanları
Sükûtun feryadı, çığlık çığlık
Dehlizlerde kıvılcım, ziya arardık
Sen yokken
Gurubunu gördük güneşin
Soğuk yüzleri gerçeklerin
Bin bir inkisar
Kirlenmiş yapraklar
Ferini kıran ümitlerin
Pençesini hissettik bir zaman
Sen yokken
Kenan beklerdi, Yakup misal
Pusulayı karıştırmış ruhsuz oyuncaklar
Kalbi, beyni mideye yedirmeye niyetli
Enaniyet asrında eneler çifteli
Allanıp, pullanarak biraz da yaltaklanarak
Döndürdüler bir zaman
Sen yokken
Dön içine göm kafanı gönlüne, nafile
Kurtlanmış ağaç…
Dayanmış ilahi mesnede
Mazinin enkazı, meşrep ihtilafı
Murdar, iliğimde
Sana hasret, sana müştak
Bir sen var dileğimde.




Ramazan Ateş